7
2011
Totto’nun Öyküsü
Üniversite sınavına hazırlanırken çok sevdiğim Türkçe öğretmenim Özgür Eren, bir öykü anlatmıştı. Yazarken bile tüylerimi diken diken eden, hayatım boyunca unutamayacağım bu öyküyü hep ilk kez duymuş gibi dinler, öyle de anlatırım. İşte sizin de çok seveceğiniz öykü :
Zamanın birinde Saint Chiano diye bir adam yaşarmış. Chiano neşeli, pervasız, günübirlik yaşayan sıradan bir adammış. Birgün ıslık çala çala yolda yürürken, iki kolundan iki asker tutmuş, “Saint Chiano, tututklusun” diye hiçbir şey söylemeden onu götürüp zindana atmışlar. Sonra küçük bir penceresi, bir yer yatağı ve lavabosu olan duvarları nemli ve eski, kapısı paslı hücresinden içeri bavulunu da atmışlar ve onu yalnızlığıyla başbaşa bırakmışlar. Saint Chiano, günler geçtikçe sıkılmaya başlamış. Zaman geçirecek yeni birşeyler aramya başlamış. Küçük paslı penceresinden bulutları seyretmiş ve dışarı çıkacağı özgür günlerinin hayalini kurmuş. Derken bir zaman sonra seyrettiği bulutlar göğü terketmiş. O da dışardaki ağaçları seyre dalmış. Günler böyle geçip giderken Saint Chiano canlı bir arkadaşın eksikliğini hissetmeye başlamış. Yine sıkıntının aklını başından aldığı bir günde bir de bakmış ki penceresinin parmaklığında küçük bir karınca! “İşte,” diye düşünmüş, ” aradığım arkadaşı sonunda buldum galiba.” Karıncayı avucuna alıp “Merhaba dostum, ben uzun zamandır burda yalnız yaşıyorum, gördüğüm kadarıyla senin de hiç arkadaşın yok, benim dostum olur musun? Sana bildiğim herşeyi öğretirim, hoşça vakit geçiririz” demiş. Karınca hiç oralı olmamış. Yavaşça Chiano’nun avucundan süzüle süzüle pencereye inmiş, üzgün bakışlarını ardında bırakarak gözden kaybulmuş. Sonraki gün yine gelmiş karınca, Saint Chiyano dünden daha azimli bir şekilde aynı şeyi sormuş, karınca yine aynı tepkiyi vermiş. Fakat üçüncü gün Saint Chiano’nun aynı şeyi sorması üzerine karınca sanki azmini takdir eder gibi avucundan hücereye inip yastığının üzerine çıkmış. Saint Chiano arkadaşlık teklifinin kabul edilmesi üzerine çok sevinmiş. Tüm sıkıntısı yok olup gitmiş. Karıncaya bildiği herşeyi öğreterek neşeli günler geçirmeye başlamış. Önce bavulunu hazırlamayı, yatağını toplamayı öğretmiş. Sonra da selamlaşmayı, yemek yemeyi, spor yapmayı ve dans etmeyi. Bir insanın yapabiliceği herşeyi öğretmiş. Yıllar sonra karınca artık ‘konuşmayı’ da öğrenince saint Chiano eserine dönmüş ve “Dostum, artık konuşmayı da öğrendiğine göre sana bir isim bulmanın vakti geldi, adın Totto olsun.” demiş. Chiano ve Totto günlerini gün ede ede yaşamaya devam ederken hücrenin paslı kapısı yorgun bir gürültüyle açılmış ve “Saint Chiano, özgürsün, eve dönme vakti” diye bir ses paslı duvarlarda iğrenç denebilecek bir yankı yapmış. Chiano bu habere çok sevinmiş “Duydun mu Totto, hadi hazırlan dostum, gidiyoruz” demiş. Bavullarını toplayıp yola koyulmuşlar. Güneş ışınlarını iliklerinde hissederek yürürken bir kafeye gelmişler. “Özgürlüğümüzü kutlamalıyız dostum, hadi birşeyler içelim” demiş. Totto’yu masanın üzerine bırakmış ve sandalyeye oturup “Hey garson, bize iki bira getir” demiş. Garson masada tek kişi görünce akıl hastası falan sanmış ve pek takmamış. Saint Chiano ikinci sefer biraz daha kızarak “garson, bana ve dostuma iki bira” diye bağırınca garson “iki biranın parasını verecek olduktan sonra ister deli ister akıllı olsun farketmez” diye düşünüp biraları getirmiş. Chiano bir yudum almış , Totto da bardağın kenarına çıkıp birayı yudumlamaya başlamış. Birkaç yudum alan Saint Chiano uzuzn zamandır içmediği biranın etkisiyle de coşkulu bir havaya bürünmüş ve ellerini çırparak “Totto, hadi dostum, ben sana dans etmeyi böyle güzel günler için öğrettim, hadi bakalım görelim hünerlerini” demiş. Totto masanın üzerine inerek bildiği dansları sergilemeye başlamış. Cha-cha, salsa, tango derken Chiano iyice mutlu ol uş ve mutluluğunu şöyle dışa vurmuş “Garson gel, gel, gel de şu güzelliğe bak, Tanrım ne kadar da eğlenceli” diyerek masada dans eden Totto’yu işaret etmiş. Garson gelmiş, ilk bakışta birşey görememiş ama saniyeler sonra “PAT” diye bir ses.Garson diğer elindeki bezi az önce avucunun içiyle vurduğu Totto’nun olduğu yere sürerken “çok özür dilerin efendim, bir daha kafemizde böyle bir iğrençlik olmayacağına sizi temin ederim” demiş….

An article by seyhmus




