<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şeyhmus Önen &#124; Dijital Dünyanın Fiberoptik Çocukları</title>
	<atom:link href="http://www.seyhmusonen.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seyhmusonen.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Apr 2012 19:44:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Hayat Sınavı</title>
		<link>http://www.seyhmusonen.com/hayat-sinavi.html</link>
		<comments>http://www.seyhmusonen.com/hayat-sinavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2012 13:04:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyhmus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[hayat sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[nefrete karşı sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyhmusonen.com/?p=308</guid>
		<description><![CDATA[“Hayat bu sevgilim, çoktan seçmeli…” diyor bir şair. Ne kadar da güzel özetliyor değil mi hayatı? Seçimlerimizle, vazgeçmelerimizle, kararlarımız ve tavırlarımızla tam bir sınav değil midir hayat sevgili dostlar? Doğduğumuz andan itibaren kendimizi her sorusunda yepyeni şeyleri öğreneceğimiz bir sınavın içinde bulmuyor muyuz? Buluyoruz tabii. İlk sorusu ‘anne’ nasıl denir; ikinci sorusu nasıl emeklenir ve üçüncü sorusu da nasıl ayakta durulur olan bir sınavı sorumlu geçecek olan öğrencileriz hepimiz. Hayatta kaldıkça hayat sınavında da soruların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Hayat bu sevgilim, çoktan seçmeli…” diyor bir şair. Ne kadar da güzel özetliyor değil mi hayatı? Seçimlerimizle, vazgeçmelerimizle, kararlarımız ve tavırlarımızla tam bir sınav değil midir hayat sevgili dostlar? Doğduğumuz andan itibaren kendimizi her sorusunda yepyeni şeyleri öğreneceğimiz bir sınavın içinde bulmuyor muyuz?<br />
Buluyoruz tabii. İlk sorusu ‘anne’ nasıl denir; ikinci sorusu nasıl emeklenir ve üçüncü sorusu da nasıl ayakta durulur olan bir sınavı sorumlu geçecek olan öğrencileriz hepimiz. Hayatta kaldıkça hayat sınavında da soruların çoğu zaman kolaydan zora doğru sıralandığını fark ediyoruz giderek. Ve diğer sınavlardan bir farkı da istediğimiz sorudan başlayamamak olsa gerek diyoruz. Ve öğreniyoruz ki sınavın kaç soru olduğu, ne zaman biteceği belli olmuyor.<br />
Ardı arkası kesilmeyen sorulardan aşkı öğreniyoruz; nezaketi, saygıyı, nefreti, intikamı, hırsı… Sınavın en güzel sorularından ikisini de çözüyoruz zaman geçtikçe: Gözyaşı dökmeyi ve gülücükler saçmayı.<br />
Bir süre sonra ‘ailem için bir şeyler yapmalıyım, ama ne?’ sorusuyla karşılaşıyoruz. Ve kalemi atıp sınavı terk eden zavallıları  -ki bunun hayattaki karşılığı intihar-, ve sınavı bitip sınav yerini terk edenleri gördükçe; annemizin ve babamızın saçlarındaki aklar ve yüzlerindeki çizgiler iyice belirginleştiğinde ansızın şu soru geliyor: ‘kendim için neler yapmalıyım?’<br />
İşte bundan sonra asıl çoktan seçmeli soru(n)lar başlıyor Birinde hayat arkadaşımızı, birinde hayatımızın geri kalanında yapacağımız işi seçiyoruz. Bazen öyle soru(n)lar çıkıyor ki karşımıza, nefrete karşı sevgiyi, küçümsenmeye karşı affetmeyi seçiyoruz.<br />
Sınav böyle birini seçerken çoğundan vazgeçerek sürüyor işte. Ve ne oluyor biliyor musunuz? Sınavın sonu yaklaştıkça biz onu daha çok seviyoruz. Bitmesin istiyoruz. Çünkü hiçbirimiz son soru ‘acı’ olsun istemiyoruz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyhmusonen.com/hayat-sinavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Cave (Mumford &amp; Sons)</title>
		<link>http://www.seyhmusonen.com/the-cave-mumford-sons.html</link>
		<comments>http://www.seyhmusonen.com/the-cave-mumford-sons.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2011 08:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyhmus</dc:creator>
				<category><![CDATA[English]]></category>
		<category><![CDATA[nice song]]></category>
		<category><![CDATA[the cave]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyhmusonen.com/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Another nice song? Yeah, i think it&#8217;s song listening time&#8230; &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Another nice song? Yeah, i think it&#8217;s song listening time&#8230;</p>
<p></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyhmusonen.com/the-cave-mumford-sons.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>My Beautiful Friend</title>
		<link>http://www.seyhmusonen.com/my-beautiful-friend.html</link>
		<comments>http://www.seyhmusonen.com/my-beautiful-friend.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2011 20:54:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyhmus</dc:creator>
				<category><![CDATA[English]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[friendship]]></category>
		<category><![CDATA[my friend]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyhmusonen.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[You made me laugh when I cried so hard You gave me bracelets to cover my scars You held me close when I was so cold You offered a comforting hand to hold You picked me up whenever I fell You showed me heaven when I was blinded by hell You answered my calls in the darkened night You gave me the reasons to hold on and fight You rescued me when I was drowning [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>You made me laugh when I cried so hard<br />
You gave me bracelets to cover my scars<br />
You held me close when I was so cold<br />
You offered a comforting hand to hold</p>
<p>You picked me up whenever I fell<br />
You showed me heaven when I was blinded by hell<br />
You answered my calls in the darkened night<br />
You gave me the reasons to hold on and fight</p>
<p>You rescued me when I was drowning in pain<br />
You placed me back on the right path again<br />
You loved me forever and stayed by my side<br />
You entered my heart as an angel to guide</p>
<p>You may not be with me so much anymore<br />
But I know you will leave open a beckoning door<br />
I miss you so much but I&#8217;ll fight till the end<br />
I love you so much my Bestest friend</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyhmusonen.com/my-beautiful-friend.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Zor Oyunu</title>
		<link>http://www.seyhmusonen.com/dunyanin-en-zor-oyunu.html</link>
		<comments>http://www.seyhmusonen.com/dunyanin-en-zor-oyunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2011 17:58:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyhmus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en zor oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[en zor oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyhmusonen.com/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[Değerli okurlar, işte size çok basit görünümlü ama sürükleyici ve eğlenceli bir oyun. Dünyanın en zor oyunu olarak da bilinen bu oyunun adı: Snubby Land. Yön tuşlarıyla kırmızı kutuyu hareket ettirip mavi toplara çarpmadan ve oyunda karşılaşacağınız bazı eşyaları da toplayarak hedeflenen noktaya gitmek yapmanız gereken tek şey. Tabii bunu yaparken en az sayıda can kaybetmeye dikkat etmeniz gerekir. İkinci versiyonu 20 yeni bölümle piyasaya çıkan bu oyunu son kayıtlara göre dünyada sadece 9 kişi bitirebilmiş&#8230;İşte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okurlar, işte size çok basit görünümlü ama sürükleyici ve eğlenceli bir oyun. Dünyanın en zor oyunu olarak da bilinen bu oyunun adı: Snubby Land. Yön tuşlarıyla kırmızı kutuyu hareket ettirip mavi toplara çarpmadan ve oyunda karşılaşacağınız bazı eşyaları da toplayarak hedeflenen noktaya gitmek yapmanız gereken tek şey. Tabii bunu yaparken en az sayıda can kaybetmeye dikkat etmeniz gerekir. İkinci versiyonu 20 yeni bölümle piyasaya çıkan bu oyunu son kayıtlara göre dünyada sadece 9 kişi bitirebilmiş&#8230;İşte Dünyanın En Zor Oyunu Snubby Land:</p>
<p><a style="color: #0660b5; font-weight: bold; font-size: 18px;" href="http://www.seyhmusonen.com/wordpress/snubbyland.swf">Dünya`nın En Zor Oyunu 1</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyhmusonen.com/dunyanin-en-zor-oyunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biraz ve Belki</title>
		<link>http://www.seyhmusonen.com/biraz-ve-belki.html</link>
		<comments>http://www.seyhmusonen.com/biraz-ve-belki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 May 2011 19:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyhmus</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günce]]></category>
		<category><![CDATA[ben çocukken]]></category>
		<category><![CDATA[değiştim]]></category>
		<category><![CDATA[eskiden]]></category>
		<category><![CDATA[küçük kız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seyhmusonen.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Küçük bir kız var odamda. Kahverengi saçları omuz hizasında duran, boyuna göre biraz tombik bir kız. İnatla cızırdamasına rağmen radyodan çektiği Spice Girls şarkısı ile aynanın karşısında dans ediyor. Elinde mikrofon niyetine tuttuğu deodorant şişesi, ayağında annesinin topuklu ayakkabısı her şeyden uzak şarkıya dili döndüğünce eşlik etmeye çalışıyor. Az önce okulundan eve gelmişti. Anahtarı ile kendisi kapıyı açtı, henüz formasını çıkarmadan mutfağa koştu ve dolaptan çikolata kaptı. Çok sevdiği Zeyna isimli diziyi açtı ardından odasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük bir kız var odamda. Kahverengi saçları omuz hizasında duran, boyuna göre biraz tombik bir kız.<br />
İnatla cızırdamasına rağmen radyodan çektiği Spice Girls şarkısı ile aynanın karşısında dans ediyor. Elinde mikrofon niyetine tuttuğu deodorant şişesi, ayağında annesinin topuklu ayakkabısı her şeyden uzak şarkıya dili döndüğünce eşlik etmeye çalışıyor.</p>
<p>Az önce okulundan eve gelmişti. Anahtarı ile kendisi kapıyı açtı, henüz formasını çıkarmadan mutfağa koştu ve dolaptan çikolata kaptı. Çok sevdiği Zeyna isimli diziyi açtı ardından odasına geçip. İşaret parmağını yanağına dayadı her zamanki gibi. Gamzesi olsun istiyordu. Tüm dizi boyunca parmağıyla yanağına bastırırsa bir gün gamzeye sahip olacağını sanıyordu. Bunun yanı sıra küçük kıza gülmek hiç <span id="more-225"></span>yakışmazdı. Sevimli ve şirin olmuyordu güldüğünde. Gamzesi olsa yine gülüşü aynı olacaktı, yakışmayacaktı. Bunu henüz bilmiyordu, ileride öğrenecekti.</p>
<p>Dans ederken aniden beni gördü küçük kız. Önce irkildi, sonra yüzüme uzun uzun baktı. &#8220;Ne işin var senin burada&#8221; diye fısıldadı, kendisi bile sesini zor duymuştu.<br />
Gülümsedim bir süre. Saçlarına baktım, gözlerine&#8230;<br />
&#8220;Seni merak ettim&#8221; dedim. Hala yüzüme bakıyordu, bir ara gözlerini kaçırdı. Elindeki deodorant şişesine odaklandı. Göbeğini içine çekiyordu, fark etmiştim. Göbeğinden utanırdı.</p>
<p>Yazı masasına koştu ve teybini alıp bana getirdi.<br />
&#8220;Bak, annem bana bunu aldı. Kaset aldırmıyorum şu an ama radyodan en sevdiğim şarkıları buna çekebiliyorum.&#8221; dedi, gözleri parlıyordu. Devam etti &#8220;Düşünsene, kendime ait hem de. Hayatımda aldığım en güzel hediye. Bak, bunlar da kasetlerim. İçinde artık sevdiğim şarkılar var&#8221; diyerek bir kaç kaset tutuşturdu elime. Kasede baktım, orjinal ismin yazılı olduğu yere kağıt yapıştırmıştı. Kağıtta &#8216;karışık&#8217; yazıyordu.<br />
&#8220;Müzik dinlemeyi o kadar çok seviyorum ki, yalnız hissettirmiyor&#8221; dedi, artık yavaştan çekingen davranmaktan vazgeçmişti.<br />
&#8220;Biliyorum, hatırlıyorum&#8221; dedim. Bıkmadan baştan aşağıya onu inceleyip, mimiklerine ve tavrına odaklanmıştım.<br />
&#8220;Evde yalnız kalmaktan korkmuyor musun?&#8221; diye sordum.<br />
&#8220;Hayır, yalnız kalmaktan sadece çocuklar korkar. Ben değil.&#8221; diye cevap vermesinin üzerine kahkaha patlattım. Küçücük boyuna bakmadan çocuk olmadığını iddia ediyordu ufak kız. &#8220;Daha 10&#8242;lu yaşlarında bile değilsin&#8221; dedim ardından. Küçümser bir bakışla karşılaştım bunun sonrasında.</p>
<p>&#8220;Beni unuttun farkında mısın?&#8221; diye sordu. Bu sefer başını öne eğmişti. Elleriyle oynuyordu. &#8220;Fotoğraflara bakmıyorsun, eski günlüklerini okumuyorsun&#8221;<br />
&#8220;Unutmadım. Hep varsın&#8221; diye fısıldayabildim sadece, bu sefer benim sesim çıkmıyordu.<br />
&#8220;Şimdi, eskiden kafandan geçen her şeyin saçma olduğunu düşünüyorsun, değil mi? Hayallerin, gördüklerin, görmek istediklerinin&#8230; Hepsinin. Beni attın tamamen. Gitmeme izin verdin. Elbette kalamazdım her zaman ama&#8230; Biraz da olsa izin verebilirdin seninle olmama.&#8221;<br />
Susuyordum. Gözlerine de bakamıyordum artık ufak kızın. Unutmuştum aslında. Bunu ona itiraf edemiyordum. Zaman zaman öylesine özlüyordum ki onu, yine de fark ettirmiyordum.<br />
&#8220;Beni sen güçlü yaptın. Keşke tamamen çocuk olmaya doysaydın ama. Doysaydım&#8221; dedim.<br />
Küçük kız deodorant şişesini eline aldı yeniden. Bana baktı, gülümsedi. Teybin play tuşuna basmadan evvel &#8220;Beni unutma olur mu? Arada aklına getir. Ama sakın düşüncelerimle dalga geçme. Sadece beni hatırladıkça gülümse. Anılarını hatırladıkça gülümse.&#8221; dedi.<br />
Odadan çıktığımı fark etmedi bile şarkı çalmaya başladığı zaman. Kendi dünyasındaydı yine, şarkıya eşlik ediyordu.</p>
<p>Asla gamzesi olmayacaktı küçük kızın, henüz farkında değildi.<br />
Asla gamzesi olmadı. Gamzem olmadı.<br />
Zaten gülmek bana çocukken yakışmazdı, şimdi de yakışmıyor.<br />
 <span style=" font-size:1.8em">Yazar: <a href="http://thecupcakeparade.blogspot.com/">Gülşah Özyılmaz</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seyhmusonen.com/biraz-ve-belki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

